Mevcut Cumhurbaşkanının Yeniden Adaylığına İlişkin Argümanlar

Mevcut Cumhurbaşkanının yeninden aday olup olmayacağına ilişkin tartışmalar devam etmektedir. Bu konuda biri 2018, diğeri 2022 yılı içinde iki yazı yazmış olmama rağmen bir üçüncüsünü 2023 yılında yazma gereği duydum. Burada daha sade bir şekilde savunduğum argümanları sıralamakla yetineceğim.

  1. Sistem Değişikliği Argümanı: 2017 Anayasa Değişiklikleri ile açıkça ifade edilmese de Anayasa’nın bütünlüğü içinde sistematik yorum yapıldığında parlamenter sistemden “başkanlık sistemine” geçildiği açıktır. Anayasa’nın “Yürütme yetkisi ve görevi” kenar başlıklı 8. maddesine göre “Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir”. Bu düzenleme doğrudan başkanlık sistemine işaret etmektedir. Yeni sistemde, devlet başkanlığı makamının “anayasal statüsü” tarafsız, yetkisiz sorumsuz Cumhurbaşkanlığından; partili, yürütmede tek yetkili ve tam sorumlu başkanlık haline gelmiştir. Her ne kadar “Cumhurbaşkanlığı” terimi korunmuş olsa da devlet başkanının yeni statüsü “başkanlık” olmuştur. Artık parlamenter sistemdeki yetkisiz Cumhurbaşkanı yerine, başkanlık sisteminde tek yetkili başkana geçilmiştir. Anayasa’nın 104. maddesinde “Yürütme yetkisi Cumhurbaşkanına aittir” denilmektedir. Nitekim yeni düzenlemede Cumhurbaşkanı ifadesi yerine “başkan” tabiri kullanılsaydı bu tartışma hiç yaşanmayacaktı. Dolayısıyla başkanlık sistemi içinde bir dönem bu yetkileri kullanan Cumhurbaşkanının bir kez daha seçilemeyeceğini söylemek, birinci dönemine ilişkin millete hesap vermesin demektir. Bu durum başkanlık sisteminin mantığına aykırıdır.
  2. Anayasa Değişikliği Gerekçeleri Argümanı: Değişiklik teklifine ilişkin Anayasa Komisyon raporunda bu husus açıkça ifade edilmiştir: “Yine yürürlükteki ve Teklif’te yer alan Anayasa hükümlerinde ‘Cumhurbaşkanı’ ifadesi aynen kullanılmakla beraber, mevcut hükümlere göre Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri ile yürütme içindeki konumu Teklif’le getirilen hükümlerde esaslı bir şekilde değiştirildiği ve bütünüyle farklı bir hükümet sistemi içinde Cumhurbaşkanının düzenlendiği açık bir husus olduğu için, Teklif’in kanunlaşması ile getirilen iki dönem seçilebilme imkanında bu düzenlemenin yürürlüğe girmesinden önce görev yapmış Cumhurbaşkanlarının görev dönemlerinin hesaba katılmayacağı tartışmasızdır[1]”. Komisyon Raporunda da açıkça ifade edildiği gibi iki defa seçilme kuralı yeni sistemde bu yetki ve sorumluluklara sahip Cumhurbaşkanı için iki defa seçilme şeklinde anlaşılmalıdır.
  3. Birlikte Seçim Argümanı: Yeni sistemde Cumhurbaşkanı seçimi tek başına değil TBMM seçimi ile “birlikte” yapılmaktadır. Cumhurbaşkanının iki defa seçilme kuralı “birlikte seçim usulü” göz önünde bulundurularak yorumlanmalıdır. Nitekim Anayasa değişikliği hakkında 6771 sayılı Kanun’un 18. maddesinin b) fıkrasına göre, “101 ve 102’nci maddelerinde yapılan değişiklikler, birlikte yapılacak ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin takvimin başladığı tarihte, …yürürlüğe girer”. İlk TBMM ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin takvim, 30 Nisan 2018 tarihinde başlamış ve yeni sisteme göre ilk birlikte seçim 24 Haziran 2018 tarihinde gerçekleşmiştir. Aynı şekilde Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu’nun “Seçim dönemi, seçim döneminin başlangıcı ve seçimlerin tamamlanması kenar başlıklı 3. maddesinde, “Cumhurbaşkanı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimleri beş yılda bir aynı günde yapılır (f.1). Cumhurbaşkanı ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev sürelerinin dolmasından önceki son Pazar günü oy verme günüdür. Görev süresi, birlikte yapılan bir önceki seçim tarihi esas alınarak belirlenir. (f.3)”. Bu düzenlemeden anlaşılacağı gibi Cumhurbaşkanının görev süresi birlikte yapılan seçimlere göre belirlenmelidir.
  4. Adaylık ve Seçimi Düzenleyen 101. maddenin Yenilendiği Argümanı: Cumhurbaşkanının adaylığı ve seçimini düzenleyen “MADDE 101- (Değişik: 21/1/2017-6771/7 md.)” içinde bazı ifadeler aynı kalsa da madde yeni kenar başlığı ile bütünüyle yeni madde niteliği kazanmıştır. Aksi halde değişiklik tarihi sadece ilgili fıkraların önünde yazılırdı. Burada değişiklik tarihi bütün maddenin önüne konulmuştur. Yeni maddenin yürürlüğü, geleceğe etkili olarak, birlikte seçim takviminin başladığı 30/04/2018 tarihine ertelenmiştir. Yeni madde ilk kez bu tarihte yürürlüğe giren birlikte seçim takvimi içinde uygulanmıştır. Yürürlüğünün geleceğe etkili bir yıl ertelenmesi de maddenin bütünüyle birlikte seçim usulü içinde ilk kez uygulanacağını göstermektedir. Bu ilk uygulama içinde yapılan seçim ilk başkanlık statüsündeki Cumhurbaşkanı seçimi olmuştur. Madde içinde “Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir” ifadesi aynen kalmış olsa da, bu yeni madde içinde Cumhurbaşkanı ibaresi, “başkanlık statüsünde Cumhurbaşkanı” anlamı kazanmıştır. Yukarıda aktarıldığı gibi madde değişikliği hakkındaki Komisyon raporunda bu amaç açıkça ortaya konulmaktadır.
  5. Lafzi Yorumun Yetersizliği Argümanı: Cumhurbaşkanının “Adaylık ve seçimi” kenar başlıklı 101. maddesinin 2. fıkrasına göre “Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır. Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir”. (Değişik: 21/10/2007-5678/4 m.). Dar ve lafzi yorum yapanlar bu hükümden hareketle, mevcut Cumhurbaşkanının biri parlamenter sistem diğeri başkanlık sistemi içinde iki kez seçildiğini, yeniden aday olamayacağını ileri sürmektedirler. Anayasal hükümlerin yorumlanmasında lafzi yorum yetersizdir. Nitekim Anayasa’nın 13. maddesinde, “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir” denilmektedir. Lafzi yorumdan hareket edildiğinde “yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak” temel hakların sınırlanabileceği sonucuna varılacaktır. Lafız açık olmasına rağmen Anayasa Mahkemesi sistematik ve amaçsal yorum yöntemini izleyerek, ilgili maddede sınırlama sebebi olmayan maddelerinde sınırlanabileceğini kabul etmektedir. Hukuk düzeninde bir ibareye anlam verirken, tek başına o ibarenin yer aldığı kuralın lafzına bakılmaz. Hukuki belirlilik ilkesi gereğince, bir ibarenin anlamı hukuk düzeni içinde diğer kurallarla birlikte bütüncül yorumuyla açıklanmalıdır. Adaylık hakkı seçilme hakkının bir parçasıdır. Özgürlük lehine geniş sınırlama için dar yorum esastır. Cumhurbaşkanının adaylığına ilişkin düzenlemeyi dar ve indirgemeci yorumlayanlar sınırlamaları geniş yorumlamaya çalışmaktadır.

19.01.2023

Prof.Dr. Abdurrahman EREN


[1]                      TBMM 26. Dönem 2. Yasama Yılı, Sıra Sayısı: 447, s. 40.

Bir cevap yazın