Başkanlık Sistemi 3 – Yasama Alanında Yapılan Değişiklikler

Anayasamızda yasama organı 75. maddeden başlayarak 100. madde dahil, 26 maddede düzenlenmektedir. Bu bölümde TBMM’nin kuruluşu ve seçilmesi, üyelikle ilgili hükümler, TBMM’nin görev ve yetkileri, TBMM’nin çalışma düzeni, TBMM’nin bilgi edinme ve denetim yolları yer almaktadır. Anayasanın Genel Esaslar başlıklı Birinci Kısımda, 7. maddede “Yasama yetkisi” kenar başlığı ile “Yasama Yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez” denilmektedir.

Anayasa değişikliği paketi ile yasama alanına ilişkin 26 maddeden 13 madde etkilenmektedir. Bunlardan üç madde tümüyle yürürlükten kaldırılmakta (91, 99, 100), 10 maddede değişiklik yapılmaktadır. Milletvekili seçilme yaşının 25’den 18’e indirilmesi, milletvekili sayısının 550’den 600’e yükseltilmesi, seçim dönemini 4 yıldan 5 yıla çıkarılması, bakanlar kurlunun kanun önerme yetkisinin kaldırılması, hükümeti denetim yolları arasından gensorunun çıkarılması, içeriğe ilişkin temel değişikliklerdir. Bu değişikliklerin “gensoru” yöntemi ve bakanlar kurulunun “kanun önerme yetkisi” hariç diğer değişiklikler başkanlık sistemiyle ilgili değildir. Mevcut parlamenter sistem içinde de diğer değişiklikleri yapmak mümkündür. Bu yazıda, yasama organı ile ilgili yapılan değişikliklerin olumlu ve olumsuz tarafları değerlendirilecektir.

1. Milletvekili Sayısının Yükseltilmesi

Anayasa’nın 75. maddesi değiştirilerek, milletvekili sayısı 550’den 600’e yükseltilmiştir. Milletvekili sayısını belirlerken iki sistem kullanılmaktadır. Biri sabit sayı, diğeri nüfusa göre değişen sayı yöntemidir. 1876 Kanun-i Esasiye göre, Hey’et-i Meb’usan’ın üyelerinin sayısı, Osmanlı yurttaşlarından her elli bin erkek için bir kişi olmak üzere saptanır (m.65). 1921 Anayasasında ise, “Büyük Millet Meclisi, illerin halkı tarafından seçilmiş üyelerden oluşur” ve 1924 Anayasası’nda da, “Türkiye Büyük Millet Meclisi, özel kanuna göre millet tarafından seçilmiş milletvekillerinden kurulur” denilerek bir sayı ifade edilmemiştir. Bu dönemde seçim kanunlarına göre genel seçimlerde her 40.000 vatandaş için bir milletvekili esası benimsenmiştir. İngiltere’de yaklaşık her 65.000 vatandaş bir üye ile temsil edilmektedir.

Anayasalarımızda milletvekiline ilişkin sabit sayı uygulaması ilk kez 1961 Anayasası ile başlamıştır. Anayasa’nın 67. Maddesine göre, “Millet Meclisi, genel oyla seçilen dörtyüzelli milletvekilinden kuruludur.” Anayasanın 70. maddesine göre, “Cumhuriyet Senatosu, genel oyla seçilen yüzelli üye ile Cumhurbaşkanınca seçilen on beş üyeden kurulur…Milli Birlik Komitesi Başkanı ve üyeleri ile eski Cumhurbaşkanları, yaş kaydı gözetilmeksizin, Cumhuriyet Senatosunun tabii üyesidir. Tabii üye olarak Cumhuriyet Senatosuna katıldıktan sonra bir siyasi partiye girenlerin tabii üyelik sıfatı, partiye girişlerinden sonraki ilk Cumhuriyet Senatosu üyeliği seçimi tarihinde sonra erer”. 1982 Anayasası’nın ilk halinde milletvekili sayısı 400, 1987 değişikliği ile 450 ve 1995 değişikliği ile 550’ye çıkarılmıştır.

Türkiye’nin nüfusu 80 milyona yaklaştığı esas alındığında, Türkiye nüfusuna yakın ülkelerde milletvekili sayası ile karşılaştırdığımızda milletvekili sayısının 600’e çıkarılması makul karşılanabilir. Fransa’da Millet Meclisi 577 milletvekili, Senato 148 senatörden oluşmaktadır (m.24). Almanya’da birinci meclis Bundestag 598 üyeden oluşurken, ikinci meclis Bundesrat 69 üyeden oluşmaktadır. Almanya’nın nüfusu Türkiye’ye yakın olduğu düşünüldüğünde 600 milletvekili sayısı sorunlu bir değişiklik olarak görülemez.

Milletvekili sayısının artırılmasının başkanlık sistemi ile bir ilgisinin olmadığı açıktır. Sayının artması “temsilde adalet” ilkesi bakımından olumlu karşılanabilir. Siyasi partiler 50 milletvekili ilave ile temsil gücünü artıracaktır. Barajın düşürülmesi halinde küçük partilerin Mecliste temsiline imkan sağlanabilir. Ancak, “yönetimde istikrar” bakımından sayının artması, karar alma süreçlerini zorlaştıracaktır. Örneğin Meclis mevcut durumda en az 184 milletvekili ile toplanıp 139 milletvekili ile karar alırken şimdi 200 milletvekili ile toplanıp 151 ile karar alması gerekecektir. Üye tam sayısının salt çoğunluğu ile karar alırken, mevcut durumda 276 milletvekili yeterli iken, yeni düzenleme ile 301 milletvekili gerekecektir. Anayasa değişikliklerinde mevcutta en az 330 milletvekili yeter iken, yeni düzenleme ile 360 milletvekili gerekecektir.

2. Milletvekili Seçilme Yaşının İndirilmesi

Anayasa’nın 76. Maddesi değiştirilerek milletvekili seçilme yaşı 25’den 18’e indirilmiştir. Kanun-i Esasiye göre, Heyeti Ayana üye seçilmek için en az kırk yaşında bulunmak gerekir (m.61). Heyeti Mebûsan üyeliği için ise otuz yaş sınırı getirilmiştir (m.68). 1961 Anayasasına göre, Millet Meclisi için otuz, Senato için kırk yaş şartı vardır (m.68,72). 1982 Anayasası’nın ilk halinde seçilme yaşı 30’iken 2006 değişikliği ile 25 indirilmiştir. Şimdi de bu yaş 18 olarak belirlenmektedir. Günümüzde birçok demokratik ülkede hukuki rüşt yaşı ile siyasi rüşt yaşı arasında bir ayrım yapılmamaktadır.  Örneğin Almanya (m.38) ve Hollanda Anayasalarına göre, seçme ve seçilme yaşı 18’dir (m.54,56). Bu nedenle seçme ve seçilme yaşının 18 olarak belirlenmesi, demokratik uygulamalar açısından olumlu karşılanabilir.

Ancak, bu değişikliğin başkanlık sistemi ile bir ilgisi olmadığı gibi 18 yaşında milletvekili seçilme çok istisnai bir uygulama olabilir. Türkiye’de zorunlu eğitimin süresi düşünüldüğünde 18 yaşındaki bir kişi liseyi yeni bitirmiş olacaktır. Lise mezunu, üniversite okumayan geçlerin milletvekili olması olasıdır. Ancak üniversite eğitimine başlamaları durumunda 21 yaşında üniversite mezunu olabilecektir. Üniversite’de okuyan bir öğrenci, aynı zamanda milletvekili görevini sürdüremez. İkisinde de devam mecburiyeti olduğundan birinden birini tercih etmek durumunda kalacaktır. Üniversite mezunu olmayan bir gencin siyasette etkin olması ve milletvekili adayı gösterilmesi çok istisnai bir uygulama olur. Üniversite mezunu olduktan sonra milletvekili seçilmesi gündeme geldiğinde, yaklaşık 21-25 yaş arası kişiler seçilme şansı bulabilecektir. Mevcut düzenlemede 25 yaş öngörüldüğü halde, 25. Dönem milletvekilleri içinden hiçbir milletvekili 25 yaşında seçilmemiştir. 2015 Genel seçimleri sonrası oluşan Mecliste en geç 1989 doğumlu HDP Van Milletvekili Tuğba Hezer 26 yaşında seçilebilmiştir. 30 yaşın altında sadece 6 milletvekili seçilebilmiştir.  Dolayısıyla bu değişiklikle 18 yaşında milletvekili seçilmek mümkün olsa da pratikte çok istisnai uygulanabilir.

Bu değişiklikle bağlantılı olarak Anayasa’nın 76. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “yükümlü olduğu askerlik hizmetini yapmamış olanlar,” ibaresi “askerlikle ilişiği olanlar,” şeklinde değiştirilmiştir. Bunun anlamı askerlik yapmamış olmak milletvekili seçilme bakımından kesin bir engel olmaktan çıkarılmıştır. Askerlik öncesi milletvekili adayı olacakların, “askerlikle ilişiği olmadığını” belgelemesi halinde milletvekili adayı olabilecektir. Askerliği üniversite eğitimi kapsamında tecil edenler, milletvekili adayı olabilecektir. Ancak, lise mezunları üniversite eğitimine devam etmemesi halinde askerliği tecil edemeyeceğinden milletvekili adayı olamayacaktır. Bu durumda seçim kanunlarında değişiklik yapılarak, milletvekili seçilmeyi askerliği tecil sebebi saymak gerekir.

Aslında “yaş” konusunda üzerinde durulması gereken bir konu da, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanların da 18 yaşında olabileceğidir. Cumhurbaşkanı 18 yaşında olan bir kişiyi seçilmesi söz konusu olmasa bile doğrudan Cumhurbaşkanı yardımcısı ya da bakan yapabilir. Milletvekili seçilme yolu daha zor bir yolken, gençlere şans vermek isteyen bir Cumhurbaşkanı 18 yaşında birini Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakan atayabilir. Bu durumun da çok istisnai bir durum olmasına rağmen, ihtimal dışı değildir.

3. TBMM Seçim Döneminin Beş Yıla Çıkarılması

Anayasa’nın 77. maddesi değiştirilerek, “Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri beş yılda bir aynı günde yapılır” denilmektedir. Cumhurbaşkanı seçimleri zaten 5 yılda bir yapıldığından, burada yeni olan Meclis seçimlerinin tekrar 5 yıla çıkarılmasıdır. Dünya parlamentolarında seçim dönemi ya 4 ya da 5 yıl olarak belirlenmektedir. 1961 Anayasası’nda seçim dönemi 4 yıl olarak belirlenmişken, 1982 Anayasası’nın ilk halinde 5 yıl yapılmış, ancak 2007 Anayasa değişikliği ile bu süre tekrar 4 yıla indirilmiştir. Bu değişiklikle tekrar 5 yıla çıkarılmaktadır. Yasama döneminin 4 veya 5 yıl olmasının başkanlık sistemi ile bir ilgisi olmadığı gibi bu sürelerden birini tercih etmenin birbirine üstünlüğü yoktur.

Bu maddede yapılan asıl önemli değişiklik, TBMM seçimleri ile Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin aynı günde yapılacak olmasıdır. Meclis seçimi ile Cumhurbaşkanı seçiminin aynı günde yapılması başkanlık sisteminin zorunlu bir uygulaması değildir. Başkanlık seçimi ve parlamento seçiminin aynı anda yapıldığı ülke örnekleri bulunmaktadır. Bunlar; Şili, Dominik Cumhuriyeti, Paraguay, Panama, Nikaragua, Nijerya, Malavi, Liberya, Kenya, Guatemala, Uruguay, Sudan, Zimbabve’dir.

Başkanlık sistemlerinde yaygın uygulama, Başkanlık seçimi ile Parlamento seçimlerinin farklı tarihlerde yapılmasıdır. Farklı tarihlerde seçim modelini uygulayan ülkelerin bazılarında devlet başkanı ile parlamento seçim süreleri farklıdır. ABD’de Başkan 4 yılda bir seçilirken, Temsilciler Meclisi üyeleri 2 yılda bir ve Senato üyeleri her iki yılda bir 1/3ü yenilenecek şekilde 6 yılda bir seçiliyor. Seçimler başkanlık seçimi olduğunda denk getirilerek birlikte yapılıyor. Benzer şekilde Filipinler’de de Başkanlık, Senato ve Temsilciler Meclisi seçimleri denk gelmeleri halinde birlikte yapılıyor. Fakat Temsilciler Meclisi seçimleri 3 yılda bir, başkanlık seçimi ise 6 yılda bir olduğu için sürekli birlikte yapılmaları söz konusu değildir. Meksika’da da, başkan 6, parlamento 3 yıllığına seçilmektedir. El Salvador’da başkan 5, Parlamento 3 yıllığına seçilir. Uganda’da devlet başkanı 7 yıl, parlamento 5 yıllığına seçilmektedir. Güney Kore’de Parlamento 4 yıl, Devlet başkanı 5 yıllığına seçilmektedir. Gabon’da devlet başkanı 7, parlamento 5 yıllığına seçilmektedir. Çad’da devlet başkanı 5, parlamento 4 yıllığına seçilir. Kamerun’da devlet başkanı 7, parlamento 5 yıllığına seçilir. Benin, Belarus’ta devlet başkanı 5, parlamento 4 yıllığına seçilmektedir. Venezuela’da devlet başkanı 6, parlamento 5 yıl görev yapmaktadır.

Bazı ülkelerde görev süresi aynı olduğu halde seçimler farklı tarihlerde yapılmaktadır. Afganistan, Angola, Türkmenistan, Kazakistan’da devlet başkanı seçimi (5 yıl) ile parlamento seçimi (5 yıl) aynı anda yapılamaz diye hüküm bulunmaktadır. Bolivya, Burundi, Komorlar, Şeysel Adaları, Sierra Leone’de başkan ve parlamentonun görev süresi 5 yıl olduğu halde ayrı yapılmaktadır. Brezilya, Arjantin, Kolombiya, Kosta Rika’da başkan ve parlamentonun görev süresi 4 yıl olduğu halde seçimler farklı tarihlerde yapılmaktadır.

Parlamenter sistemlerde de cumhurbaşkanını halk seçmektedir. Avrupa Birliğine üye ve parlamenter sistem olan 10 ülkede Cumhurbaşkanını halk seçmektedir. Bu ülkeler; Finlandiya, İrlanda, Avusturya, Portekiz, Bulgaristan, Romanya, Polonya, Slovakya, Slovenya ve Hırvatistan’dır. Bu ülkelerde Cumhurbaşkanını halk seçtiği halde kimse bu ülkelerin parlamenter sistem olmadığını iddia etmemektedir. Hatta Finlandiya Anayasası’nın 3. Maddesinin kenar başlığı “Parlamenter sistem ve kuvvetler ayrılığı”dır. Bu ülkelerde Parlamento seçimleri ile Cumhurbaşkanı seçimleri ayrı tarihlerde yapılmaktadır. Finlandiya ve Avusturya’da Parlamento 4, Cumhurbaşkanı 6 yıllığına seçiliyor. Bulgaristan, Romanya, Polonya, Portekiz, Slovakya ve Slovenya’da Parlamento 4, Cumhurbaşkanı 5 yıllığına seçilmektedir. İrlanda’da parlamento 7, Cumhurbaşkanı 7 yıllığına ayrı tarihlerde seçilmektedir. Dolayısıyla Avrupa’da Cumhurbaşkanı seçimi ile Parlamento seçimini aynı tarihte yapan bir ülke bulunmamaktadır.

Görüldüğü gibi karşılaştırmalı hukuk açısından, her iki seçimin birlikte yapılması başkanlık sisteminin zorunlu sonucu değildir. Ancak, birlikte seçim yöntemini tercih eden ülkelerde bulunmaktadır. Cumhurbaşkanını halkın seçtiği hiçbir parlamenter sistemde bu seçimler aynı tarihte yapılmamaktadır. Önerilen modelde seçimlerin aynı tarihte yapılması, kabul edilemez bir uygulama olmamakla birlikte, karşılaştırmalı hukukta tercih edilen bir model olmadığı görülmektedir. Başkanlık sistemi olan ülkelerde seçimlerin ayrı tarihte olmasının nedeni, Başkanın uygulamalarından memnun olmayan seçmenin, Parlamento seçimlerinde farklı partiden yana tercih kullanarak, bir firen ve denge unsuru kurmaktır. Seçimlerin aynı tarihte yapılması, milletvekillerini hem adaylık sürecinde hem seçim kampanyalarında hem de yasama faaliyetlerinde başkana daha fazla bağımlı kılabilir. Birlikte seçim, parti başkanlarını milletvekili olma ya da başkan adayı olma konusunda ikilemde bırakacaktır. Başkan adayı olup seçilemeyen parti genel başkanı milletvekili de olamayacağından, siyasi partilerde her seçim sonrası genel başkanlık yarışı gündeme gelebilecektir. Birlikte seçimde ilk turda başkanın seçilememesi halinde ikinci turda partiler arası pazarlıklar gündeme gelerek, başkanlık konusunda koalisyonlar oluşabilir. “Başkanlık koalisyonunun” bozulması halinde, başkanının görevi sona ermese de, Meclisteki çoğunluğu kaybedeceğinden, “seçimleri yenileme” yetkisini kullanma gündeme gelebilir. Bunların her biri bir olasılık olmakla birlikte, sistemin istikrarsızlık yaratabilecek yönlerine işaret etmektedir.

4. Üyelikle Bağdaşmayan İşlerde Değişiklik

Anayasa’nın 82. Maddesinde TBMM üyelerinin milletvekili görevi ile birlikte yapamayacağı işler düzenlenmektedir. Bu kapsamda, maddenin ikinci fıkrasında, “Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, yürütme organının teklif, inha, atama veya onamasına bağlı resmi veya özel herhangi bir işle görevlendirilemezler. Bir üyenin belli konuda ve altı ayı aşmamak üzere Bakanlar Kurulunca verilecek geçici bir görevi kabul etmesi, Meclisin kararına bağlıdır” ifadesi yer almaktadır. Bu fıkrada yer alan ikinci cümle yürürlükten kaldırılmıştır. Böylece milletvekillerinin Bakanlar Kurulunca herhangi bir şekilde bir görevle görevlendirilmesi uygulamasına son verilmiştir. Milletvekillerinin yürütme organı tarafından görevlendirilmemesi ilkesi yerini korumaktadır. İstisnai olarak Bakanlar Kurulunun atlı ayı aşmamak üzere vereceği geçici bir görevi Meclisin kararına bağlı olarak yapılması uygulamasına son verilmiştir. Dolayısıyla çok istisnai uygulanabilecek bu hükmün kaldırılmasının sistem üzerinde bir etkisi olmayacaktır.

5. TBMM’nin Görev ve Yetkilerinde Değişiklik

TBMM’nin görev ve yetkilerini düzenleyen bölümde iki maddede değişiklik yapılmıştır. Görev ve yetkilerin genel olarak sayıldığı 87. madde ile kanunların teklif edilmesi ve görüşülmesini düzenleyen 88. maddelerdir. Bu iki maddede yapılan değişiklik başkanlık sistemine geçişin bir sonucudur.

TBMM’nin görev ve yetkileri arasından, “Bakanlar Kurulunu ve bakanları denetlemek; Bakanlar Kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermek” çıkarılmıştır. Anayasa’nın 87. maddesi TBMM’nin görev ve yetkilerini düzenleyen “genel hüküm”dür. Bu maddede sayılan konulara ilişkin özel hükümler bulunmaktadır. Bu maddede öngörülen değişikliğin sebebi, değiştirilen konulara ilişkin özel hükümlerin değişmiş olmasıdır. Bu kapsamda, Anayasa’nın “Kanun hükmünde kararname (KHK) çıkarma yetkisi verme” kenar başlıklı 91. maddesi yürürlükten kaldırıldığından, KHK çıkarmaya ilişkin TBMM’nin görev ve yetkileri arasında olan “yetki kanunu” uygulaması da kaldırılmış olmaktadır. Dolayısıyla KHK uygulamasına son verildiğinden, “yetki kanunu” uygulamasına da son verilmesi doğaldır.

İkinci değişiklik, “Bakanlar Kurulunu ve bakanları denetlemek” yetkisinin kaldırılmasıdır. Bu hükmün kaldırılması yanlış olmuştur. Çünkü TBMM’nin bakanları denetleme yetkisi ortandan kalkmamıştır. Anayasanın 98. maddesinin kenar başlığı “TBMM’nin bilgi edinme ve denetim yolları”dır. Bu maddenin değiştirilmiş 1. fıkrasına göre, “Türkiye Büyük Millet Meclisi; Meclis araştırması, genel görüşme, Meclis soruşturması ve yazılı soru yollarıyla bilgi edinme ve denetleme yetkisini kullanır”. Bu maddede, denetim yollarından siyasi denetim aracı olan “gensoru” yöntemi çıkarılmıştır. Ancak, cezai denetim aracı olan “meclis soruşturması” devam etmektedir. Dolayısıyla TBMM’nin görev ve yetkileri arasında hükümeti oluşturan, Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanları cezai yönden denetleme yetkisi devam etmektedir. Bu nedenle, 87. maddede, hükümeti denetleme yetkisinin tamamen çıkarılması yanlış olmuştur. Bu yanlışlık uygulama açısından bir sorun doğurmaz. Sadece TBMM’nin görev ve yetkilerinin sayıldığı genel hüküm olan 87. madde bakımından bir eksiklik anlamına gelir. Bu kapsamda, konuyu doğrudan düzenleyen ve özel hüküm olan 98. madde denetleme yetkisini düzenlemektedir.

Kanunların teklif edilmesi ve görüşülmesi kenar başlıklı 88. madde değiştirilerek, “Bakanlar kurulunun” kanun teklif etme usulüne son verilmiştir. ABD modeli başkanlık sistemlerinde, bakanların kanun önerme yetkisi bulunmamaktadır. Bu çerçevede, bakanlar kurulun kanun önerme yetkisinin kaldırılması başkanlık sistemine geçişin bir sonucudur. Yeni sistemde, bakanlar Meclis çalışmalarına katılamadığı gibi kanunda teklif edememektedir. Ancak, kanun yapma uygulamadaki ihtiyaçlardan doğduğundan, uygulamayı yürüten bakanlar ihtiyaç duydukları kanun taslaklarını hazırlayacak ve kendi partisinden milletvekilleri üzerinden teklif edecektir. Milletvekillerinin kendi partisinden olan Cumhurbaşkanı ve bakanların bilgisi dışında uygulamayı etkileyecek değişiklik teklifleri vermesi ya da yeni kanun önerileri hazırlamaları çok istisnai bir durum olacaktır. Bu nedenle şeklen bakanlar kanun tasarısı sunmayacak olsa da, pratikte kanun önerileri büyük çoğunlukla Cumhurbaşkanlığı ve bakanlar tarafından hazırlanacaktır.

6. TBMM’nin Bilgi Edinme ve Denetim Yolları

“IV. Türkiye Büyük Millet Meclisinin bilgi edinme ve denetim yolları” kenar başlıklı alt bölümünde üç madde yer almaktadır. “A Genel olarak” kenar başlığı ile 98. maddede, bilgi edinme ve denetim yolları genel olarak düzenlenmiştir. “B. Gensoru” kenar başlıklı 99. maddesinde hükümetin siyasi denetim aracı olan gensoru yöntemi bulunmaktadır. “C. Meclis soruşturması” kenar başlıklı 100. maddede ise başbakan ve bakanların cezai sorumluluğu düzenlenmektedir. Bu maddede hükümet sistemi değişikliğinin bir sonucu olarak “gensoru” yöntemi kaldırılmaktadır. Cezai sorumluğu düzenleyen 100. madde yasama bölümünden çıkarılırken konu yürütme organı içinde 106. maddede yeniden düzenlenmektedir. Dolayısıyla TBMM’nin hükümeti denetleme yollarından siyasi denetim usulü olan “gensoru” yöntemini düzenleyen 99. madde yürürlükten kaldırılırken; bakanların cezai denetim usulü olan meclis soruşturması usulünü düzenleyen 100. madde, yürütme bölümü içinde 106. maddede yeniden düzenlenmektedir.

Gensoru yöntemi, parlamenter sistemlerde, parlamentonun güven oyuyla kurulan hükümetin, yine parlamentonun güvensizlik oyuyla görevden alınmasına imkan tanıyan bir “siyasi denetim” aracıdır. Başkanlık sistemine geçilirken, Türkiye’nin tercih ettiği modelde başbakan ve bakanlar kurulu kaldırıldığından, parlamentodan güven oyu olan bir hükümet olmadığı gibi parlamentonun güven oyuyla düşürülmesini öngören bir yönteme de gerek görülmemiştir. Ancak, başkanlık sistemi olan bir çok ülkede başkana ve bakanlar kurulunun olduğu ve kurulurken güven oyu aldığı gibi güven oylaması ile düşürülme yönteminin de yer aldığı görülmektedir. Buna literatürde, “Başbakanlı başkanlı sistemi” (Presidential systems with a prime minister) denilmektedir. Başkanlık sistemi olan 20’ye yakın ülkede bu model uygulanmaktadır.

Örneğin Arjantin Anayasasına göre “Başbakan ve sayısı kanunla belirlenecek olan bakanlar, devletin yönetimiyle yetkili kılınmıştır. Başkanın yapmış olduğu işlemler, karşı imza kuralı gereği imzalanarak tamamlanır. Bakanlar Kurulu üyeleri her ay en az bir kez Kongre toplantılarına katılır ve devletin işleyişine dair gerekli bilgilendirmeleri yapar. Başbakan aleyhine verilen gensoru önergesi sonucu yapılacak oylamada her iki meclis üye tam sayısının salt çoğunluğunun güvenoyunu alamazsa hükümet düşer (101). Her bakan yaptığı işlemlerden dolayı sorumludur. Diğer bakanların yaptığı işlemlerden dolayı da kolektif sorumluluğa sahiptir (m.102). Bakanlar görevlerinden istifa etmedikleri müddetçe ne senatör ne de milletvekili olabilirler (m.105). Oy kullanmamak şartıyla Kongre toplantılarına katılabilir ve söz alabilirler (m.106).

Amerikan modeli başkanlık sisteminde ise, bir başbakan ve bakan bulunmadığı gibi gensoru yöntemi de yer almamaktadır. Türk tipi başkanlık sistemi diyebileceğimiz Cumhurbaşkanlığı sistemi, birlikte seçim yöntemiyle ABD modelinden ayrılırken, meclise karşı sorumlu bir hükümetin olmaması yönüyle ABD modeline benzemektedir. Bu modellerden herhangi birini tercih etmek, siyasi bir tercihtir. Karşılaştırmalı hukukta her iki uygulamada liberal demokrasi bakımından geçerli kabul edilmektedir. Gensoru yönteminin kaldırılması, sistem gereği olmuş olsa bile, parlamenter sistemin öngördüğü denetim araçlarından birinin kaldırılmasına yol açmaktadır. Dolayısıyla, başkanlık sistemini tercih, Meclisin denetim yetkisini güçlendirmemektedir.

TBMM’nin bilgi edinme yolları olarak kabul edilen, “soru, Meclis araştırması ve genel görüşme” yolları korunmuş, sadece, soru önergesine ilişkin sözlü soru önergesi yöntemi kaldırılmıştır. Sözlü soru önergesi de yazılı verilmekte, ancak sözlü cevaplanmaktadır. Sözlü cevaplanmadığı durumlarda yazılıya dönüşmektedir. Yeni sistemde, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanların Mecliste bulunmayacağı göz önüne alındığında sözlü soru önergesinin bir işlevi olmayacağı açıktır. Bu nedenle bu yöntemin kaldırılması herhangi bir sorun doğurmayacaktır.

SONUÇ

Yasama organına ilişkin yapılan değişikliklere bakıldığında, bunlardan bir kısmının başkanlık sistemi ile bir ilgisi olmadığı görülmektedir. Milletvekili sayısı, 400, 450 ve 550 şeklinde daha önce değiştirildiği gibi şimdi de 600 milletvekiline çıkarılmaktadır. Bu değişiklik temsilde adalet ilkesi açısından olumlu, yönetimde istikrar bakımından sorunlu olabilir. Milletvekili seçilme yaşı 30’dan 2006 yılında 25’e şimdi de 18 indirilmektedir. Bu değişiklik seçilme hakkının kapsamını genişlettiğinden olumlu bir değişiklikken, üniversite eğitimini tamamlamadan milletvekili olmanın zor olması karşısında çok istisnai bir şekilde kullanılabilir. TBMM’nin görev süresi 5 yılken, 2007 yılında 4 yıla indirilmiş, şimdi ise tekrar 5 yıla çıkarılmaktadır. Bunun başlıca sebebi, TBMM seçimleri ile Cumhurbaşkanı seçimlerinin aynı günde yapılmasının tercih edilmesidir. Aynı anda seçim Avrupa ülkelerinin hiçbirinde uygulamazken, başkanlık sistemi olan ülkelerde de çok istisnai olarak tercih edilen bir uygulama olduğu görülmektedir. Uygulamada farklı tarihlerde seçim, yasama ve yürüte organı arasında bir fren ve denge aracı olarak görüldüğünden, aynı anda seçim yapılması olumlu bir tercih görülemez.

Başkanlık sistemi doğrultusunda yapılan değişiklik, Meclisin hükümeti denetleme yolları arasından “gensoru” yönteminin çıkarılmasıdır. Meclis soruşturması, genel görüşme, meclis araştırması ve soru önergesi devam etmektedir. Bu anlamda Meclisin denetim yöntemleri açısından bir güçlendirme yapıldığı söylenemez. Meclis soruşturma yöntemi denetim aracı olarak devam ettiğinden, Anayasa’nın 87. maddesinde TBMM’nin görev ve yetkileri arasından, “bakanları denetleme” görevinin çıkarılması doğru olmamıştır. Bakanlar kurulunun kanun önerme yetkisinin kaldırılması, başkanlık sistemine geçisin tabi sonucudur. Ancak, pratikte kanun tekliklerinin yine büyük oranda yürütme tarafından hazırlanması kaçınılmazdır. Dolayısıyla, başkanlık sistemine geçiş yasama organı üzerinde de sınırlı bir değişikliğe yol açmaktadır. Bundan sonraki yazılarda inceleneceği gibi başkanlık sistemi, daha çok yürütme organını etkilemektedir.

23.02.2017

Prof.Dr. Abdurrahman Eren

Anayasa Hukuku Öğretim Üyesi

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*